
Ken Parker'ın Geleceği
Ülkemizde en sevilen çizgi romanlardan biri olan Ken Parker’ın Altın Serisi’nin (Serie Oro), Murat Mıhçıoğlu ve Hakan Şaşmaz editörlüğünde devam eden yayınına 12. sayıda ara verildi. Aşağıda, Şaşmaz ve Mıhçıoğlu’nun açıklamalarını kendi imzaları ile bulacaksınız. Konuya ilişkin görüşlerinizi sitemizin Ken Parker Forumu’na yazabilirsiniz.
Çizgiroman.gen.tr
|
|
Sevgili Çizgiroman.gen.tr takipçileri,
Aşağıdaki açıklama, Parantez Yayınları’nın Ken Parker dizisinin sona ermesi üzerine bizler (Mıhçıoğlu ve Şaşmaz) tarafından duyulan ihtiyaç sonucu yapılmaktadır.
Herhangi bir yanlış anlamaya yol açmamak için, net bir durum tespitini üçüncü tekil üzerinden ve maddeler halinde ortaya koyalım önce:
1- Tüm Ken Parker kitaplarının Türkiye’deki yayın hakları ve Ken Parker’ın Türkiye’deki isim hakkı, Giancarlo Berardi, Ivo Milazzo ve Hakan Şaşmaz arasında yapılmış kontrat sonucu Şubat 2005’e kadar Hakan Şaşmaz’a aittir.
2- Türkçe Ken Parker yayınları ile ilgili olarak Murat Mıhçıoğlu ve Hakan Şaşmaz birlikte hareket etmektedirler.
3- Parantez Yayınları’ndan çıkan ve kronolojik olarak ilerleyen Ken Parker dizisinin (Serie Oro’nun Türkçe edisyonları) sona erdirilmesi kararı, Parantez Yayınları’na ait bir karardır.
4- Parantez Yayınları’nın Ken Parker’ı yayınlamayacak olması, Türkçe Ken Parker yayınlarının devam etmesine engel değildir.
Sayın Metin Celâl, Ken Parker yayınının sürmesi konusunda başından itibaren bizlerle birlikte istekli ve özverili davranmıştır. Ancak bir yayın kuruluşunun alacağı kararlar, ticari ve kurumsal olmak üzere çok sayıda gerekçeye sahip bulunabilir. Parantez Yayınları yetkilileri ile bizler arasında yayına son verilmesini gerektirecek bir anlaşmazlık olmamıştır. Telif haklarıyla ilgili olarak 8+4, 13+1, 6/49, 4-4-2 veya 3-5-2 gibi herhangi bir aritmetik kombinasyonla sürmemiş olan diziye Parantez Yayınları tarafından son verilmiş olması, çizgi roman yayıncılığının profesyonelce yapılması gerektiğine inanan bizler tarafından doğal karşılanan bir kurumsal tercihtir.
Yayını durdurma kararı verdikleri için Parantez Yayınları yetkililerini suçlamanın ya da eleştirmenin yapıcı bir etkisi olmayacağı düşüncesindeyiz. Vaktiyle tarfımızdan Sayın Metin Celâl’e götürülen teklife olumlu cevap verilmesi nasıl ki Parantez Yayınları’nın inisiyatifinde idiyse, yayını durdurmak da yine kendilerinin inisiyatifindedir. Ortaklık veya idarecilik gibi bir sıfatla içinde bulunmadığımız Parantez Yayınları’nın kendi bünyesinde aldığı bu karara onay veya itiraz şeklinde bir tepki vermemiz söz konusu olamaz, olmamıştır da. Kararı anlayışla karşıladık ve ileriye bakıyoruz. Yeni bir editörlük modelinin denenmiş olduğu 12 kitaplık dizide, hedefler ve sonuçlar arasındaki sapma makul bir düzeyde kalmıştır. Bu yüzden, dizi editörleri olarak künyelerinde adımız bulunan 12 edisyondan genel anlamda memnunuz. Uzun Tüfek ile başlayıp Pat O’Shane’in Öyküsü ile sona eren Parantez dizisine geçen emeklerinden ötürü, Sayın Metin Celâl başta olmak üzere tüm Parantez Yayınları ekibine teşekkür ederiz.
Telifli ve temiz Ken Parker yayınına bir yerden başlanması gerekiyordu, biz de başından başlamayı uygun bulduk. Hedef kitle, belli bir yaşın üzerindeki okurlarla sınırlı değildi. Bu yüzden, 15-20 yıl önce düzensiz olarak yayınlanmış serüvenlerin “herkesçe bilindiği” gibi bir varsayımla filmi ileriye sarmak, Ken’i yeni tanıyacak olan ve yaşça daha genç kitleye karşı saygısızlık; eski sayılar için sahafları adres gösterip yayını herhangi bir noktadan başlatmak ise, prensiplerimizle taban tabana zıt olan yaygın bir hataya düşmek olurdu. Kronolojiye sadık kalma kararımız ticari düşünceyi önde tutan türdeki yayıncılık mantığına uymasa da, aldığımız okur mesajlarından da anlaşıldığı üzere, hedefe varılmış ve Ken Parker yeni kuşak çizgi roman okuruna miladıyla tanıtılmıştır. Eski seriye yetişmiş okurlardan birçoğu da, orijinal kapaklı kronolojik seriyi beğeniyle takip ettiklerini, hatta ikişer nüsha aldıklarını ifade etmişlerdir. Bu serüvenleri Tay edisyonundan takip etmiş oldukları için ancak yayınlanmamış Ken Parker’ları satın alacaklarını dile getiren birkaç okur da oldu. Şüphe yok ki, bu iki yaklaşımdan birini seçmek okurun inisiyatifindedir ve her tercih eşit derecede değerlidir. Ancak, ilk ve daha kalabalık grubun tavrı elbette daha anlamlı oldu bizim açımızdan. İnisiyatiflerini seriyi desteklemek yönünde kullananlara buradan ayrıca teşekkür etmek istiyoruz.
Hitchcock ve Kurosawa gibi usta yönetmenlerin filmleri, ses ve görüntü kaliteleri yükseltilen DVD edisyonlarında tekrar tekrar piyasaya sunulmakta günümüzde. Çünkü bu eserler, sinema sanatının her nesle ulaştırılması gereken seçkin örnekleri arasında kabul ediliyorlar. Aynı şey, çizgi romanlar için de geçerlidir. Bu sanat formunu görmezden gelme eğilimindekilerin önüne gururla konulacak kalitede Türkçe Ken Parker kitaplarının varolması, bizce çizgi romanın Türkiye’deki saygınlığı açısından bir kazanımdır. Dünya çizgi romanında yeri olan yazar ve sanatçıların başyapıtları gelişmiş ülkelerde sıkça ve artan kalitelerde yayınlanıyor olmasaydı, bu ülkelerdeki okurlar sadece kendi kuşaklarına has yayınlar üzerinden bir çizgi roman anlayışı geliştirmeye mahkum edilmiş olurdu.
Ken Parker'ın yaratıcılarıyla irtibat halinde yayınlanan Parantez edisyonları, İtalya’da da yayıncılar, yazarlar, sanatçılar ve koleksiyoncular tarafından beğeniyle karşılandı. Farklı dillerde basılmış Ken Parker kitapları toplayanların, yapılan Türkçe ve kronolojik yayını İtalya’dakiler de dahil olmak üzere en başarılı Serie Oro edisyonları arasında gördüklerini ifade etmeleri bizi ayrıca sevindirdi.
Parantez Yayınları’nın diziyi sürdürmeyecek olması, Türkçe Ken Parker edisyonlarının akışını doğal olarak duralatmıştır. Bundan, yeni Ken Parker kitaplarının Türkçe olarak yayınlanmayacağı sonucu çıkmaz. Çizgi roman ticareti yapan herhangi bir kişiyle bu konuları konuşmadığımız için, Çizgiroman.gen.tr’de bizim imzamızla yayınlanacak açıklamalar dışında edinilebilecek duyumlar, dedikodu, spekülasyon, temenni, tahmin, kehanet veya yalan olmaktan öte bir anlam taşımayacaktır.
Son olarak 12. kitabı yayınlanan serinin devam etmesi durumunda, edisyon kalitesinde herhangi bir gerileme olmayacağı kesindir. Bu durumda 13. kitap, logo, künye ve fiyat gibi format üzerinde belirleyici olmayan unsurlar dışında hiçbir şeyi değişmeksizin, aynı ebatta yayınlanacaktır. Araya zaman ve yayıncı değişikliği girmiş olması, koleksiyonlarda hissedilmeyecektir. Çizgi romanların yayıncı değiştirmeleri dünyanın her tarfında rastlanan bir uygulamadır sonuçta.
Kronolojik olarak akan seri dışından bir kitabın yayınlanması halinde, farklı bir format söz konusu olabilir. Bundan sonraki ilk Türkçe Ken Parker kitabı, Parantez Yayınları’nın serisinde talep ettiğimiz edisyon kalitesinin altında olmayacaktır. Bu kitabın hangisi olacağı ve ne şekilde yayınlanacağı henüz kesinlik kazanmamıştır. Yeni formüllerin bulunması veya üretilmesi sürecine girileceği için, geleceği bağlayıcı bir açıklama yapmayı bu noktada uygun bulmuyoruz. Vurgulamak gerekir ki, telif haklarının alınması ile Parantez serisinin fiilen başlaması arasındaki süreç 5 ayı bulmuştur. Bu zaman dilimi, tamamen istenen standart ve kalitede yayının yapılabilmesi için harcanmış ve bu konuda güven veren Parantez Yayınları ile yola çıkılmıştır. Bugünden itibaren yapılacak ve yine arzulanan kalitede sürecek yayınların ön hazırlığını daha kısa bir süreye sığdırmak niyetindeyiz. |
| Türkiye’deki regüler bir edisyon, İtalya’daki özel bir edisyonun fiyat ve dağıtım anlayışı doğrultusunda yayınlanmak zorundadır ki kendi yağında kavrulabilsin |
Görsel anlatıma dayalı bir sanat dalı olan çizgi roman, ülkemizde çok dar bir alana sıkışmış durumda ne yazık ki. Çizgi roman formundaki fikir ve sanat ürünlerinin yayınlar yoluyla pazarlanması, bir sektör olmak zorundadır. Yazar ve sanatçıların çizgi romanı meslek edinmiş olmaları, ürünlerinin değerini gölgelemez; aksine, bu ürünlerin daha rahat ve kaygısızca ortaya çıkmalarını sağlar. İtalya’da bir grup insanın biraraya gelerek bir çizgi roman üretmeleri ile bir müzik albümü çıkarmaları arasında, gerek sanatsal, gerek ticari hedef açısından hiçbir boyut farkı yoktur. Ülkemizde müzik sektörü, en azından ülke ekonomisindeki pazar payı bağlamında, İtalya’dakinden geri sayılmaz. Buna mukabil çizgi roman, ekonomik anlamda kendini döndürebilecek bir konuma ve popülariteye sahip değildir Türkiye’de. Kıyas kabul etmeyecek farklar barındıran kültürel doku bir yana, ticari anlamda bunun temel sebebi, çizgi romana talebin azlığı, dolayısıyla, tirajların düşüklüğüdür.
Öte yandan, çizgi roman yayınlarının bir de avantajı var: Sayıları az da olsa, okurları büyük ölçüde sadıktır. Yani, sıcak bir geçmişe sahip bir çizgi romanın en kötü ihtimalde ne kadar satacağı kestirilebilir ve bu kestirimden hareketle, yayının hayatta kalması için gerekli modifikasyonlar yapılabilir. Ülkemizde çizgi romanların düşük tirajlara sahip olması üzücü; ancak düşük tirajlarla da sağlıklı yayınlar yapmak mümkündür. Sözgelimi, İtalya ve ABD gibi normalde yüksek tirajlarla anılan ülkelerde, kimi zaman 500 nüsha gibi düşük rakamlarla sınırlanan özel yayınlar, havlu atmak bir yana, yayıncısına kâr bile getirebilmekte. Çünkü, az sayıda çoğaltılan her ürün gibi, bu çizgi roman yayınları da kendi özel koşullarıyla örtüşen bir biçimde piyasaya sunuluyor. Yani tek gereken, ayağını yorganına göre uzatmak, bunun için de bazı radikal kararları alabilmek.
Her alanda olduğu gibi, çizgi roman formunda ortaya konulan ürünler de, hedef kitle ve benimsenen yayın anlayışı doğrultusunda geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Haftalıktan yıllığa kadar çeşitlenen periyodların yanısıra, kombo menülerde topluca sunulanlardan prestijli edisyonlara lâyık bulunanlara dek çok sayıda farklı çap ve markada çizgi roman yayınına rastlanması doğaldır. Bizim Ken Parker kitapları ile ilgili projeksiyonumuz, şu ana kadar yaptığımız gibi, bundan sonra da kaliteyi ön planda tutmamızı gerektiriyor. Başka türden tercihler, tercih sahiplerini bağlar. Her yayın, kimliğiyle örtüşen ve kendine yakışan şekilde sunulmalıdır. Kamyonla hız yapılmaz, Porsche’yle yük taşınmaz.
17 Ağustos depreminin ardından ülkemizde yaşanan hararetli tartışmaları anımsayalım: Bir anda beliren eksperlerin çelişkili ifade, tahmin ve yorumları, halkın tedirginliğini artırmak dışında birşeye yaramamıştı. Bu laf trafiği arasında, bir kısım zemin mekanikçilerinin ve mühendislerin yaptığı tespitin altı çizilmelidir:
“Felaketin boyutları, depremin şiddetinden ziyade, binaların niteliğiyle ilişkilidir. Günümüz teknolojisi, her zeminde sağlam binalar yapılmasına olanak tanır. Gereken masraf ve etüdün göze alınması halinde, bataklığa gökdelen dikmek bile mümkündür...”
Türkiye’deki çizgi roman yayıncılığının zemini, ülkenin ekonomik ve kültürel şartlarından ötürü bataklığa benzetilebilir. Fakat bir tür yayın mühendisliği ile bunun üstesinden gelmek mümkün. Kendi içinde tutarlı ve ısrarcı politikalar sayesinde bunu başaran yayın kuruluşları, istisnai de olsa mevcut.
Türkiye’de çizgi roman yayıncılığının bugüne dek izlediği genel seyir, orta ve uzun vadede geri tepen yanlış uygulamaları yayıncılar genelinde kemikleştirirken, okurlar açısından da karmaşık beklentiler doğurabiliyor. Telifsiz, düzensiz, kalitesiz yayınların oluşturduğu haksız rekabet ortamı, çizgi romanın kolaylıkla tüketilen, dolayısıyla ucuza satılması gereken bir ürün gibi algılanmasına yol açmış bugüne dek.
Okur sayısının birkaç binle ifade edildiği 60 milyonluk bir ülkede, çizgi romanların sürümden kazanamayacağı açıktır. Başka bir deyişle, zemin sağlam değildir. Bu zeminde depremlere dayanacak yayınlar, ucuzcu anlayışa ve yüksek sürüme bel bağlayamayacaklarına göre, düşük periyodlar ve prestijli edisyonlar en makul seçeneklerdir.
Bu noktada, genel tabloyu çarpıtan bazı spekülasyonlardan kaçınılmasında yarar görüyoruz. Resmi ve gayrıresmi olarak anılan ve aralarında oran açısından uçurum bulunan rakamlar, yayınevlerinin ticari anlamda dürüst davranmadıkları izlenimi uyandırarak, zar zor ayakta duran bir piyasanın gerçeklerini tersine çevirmektedir. Yüksek fiyatlı yayınların acımasızca kâr amaçlı, düşük fiyatlıların ise iyi niyetli olduğu gibi bir izlenim, bu gayrıresmi rakamlar söylemine paralel olarak inandırıcılık kazanmış görünüyor. Oysa durum tam tersi. Çizgi romana gösterilen saygı doğrultusunda yapılan yayınlar, diğerlerinin haksız rekabeti yüzünden, aslında öyle olmadıkları halde, yüksek fiyatlı gibi algılanmakta.
Fiyatlar ve tirajlarla ilgili olarak yüksek ve düşük şeklinde sıfatlar telaffuz edilirken, kullanılan kriterin yol açtığı görecelik unutulmamalı. Aylık ve haftalık dergiler için 30.000 dolayındaki tirajların rekor düzeyinde olduğu Türkiye koşullarında, Ken Parker gibi özel ve zor bir çizgi romanın yakaladığı rakamlar yüksek olarak dahi tanımlanabilir. Tarafımızdan bilinen bu rakamlardan hareketle yapılacak çıkarım, bu çizgi romana değer veren kitleyi gelecekte memnun edecek yayınlara rehber olacaktır. Ken Parker, bestseller olmak amacıyla değil, kendi kitlesiyle hak ettiği biçimde buluşturulmak amacıyla yayınlanmıştır. Gelecekteki Ken Parker kitapları da aynı anlayış çerçevesinde yayınlanacaktır.
Türkiye’deki rakamların düşüklüğü, bunlar arasındaki oransal farktan hareketle çok satan ve az satan gibi deyişler kullanılmasını, tabiri caizse “tiraj-ı komik” kılar. Türkiye’de en çok satan yabancı kaynaklı çizgi romanlarla en az satanlar arasındaki fark, bu yayınların anavatanında ofis kullanımı ve protokol gönderimleri için ayrılan nüsha sayısının bile altındadır. Herhangi bir yerde herhangi bir amaçla telaffuz edilmiş bir rakamı gayrıresmi ve gerçek rakam gibi algılamak veya algılatmaya çalışmak art niyetli değilse bile saçmadır. Özellikle medya devlerinin uzantısı konumundaki yayın firmalarının yetkilileri, piyasadaki güçlerini vurgulamak ya da reklamcılara cazip görünmek adına abartılı rakamlar telaffuz edebilir. Resmi ve gayrıresmi olarak adlandırılan rastgele rakamlar arasındaki varsayımsal fark dahi, yayıncıların fahiş fiyatlarla kâr etmek amacı güttüğü yolundaki garip teori ve inanışları desteklemekten uzaktır.
Parantez Yayınları’nın Ağustos 2001’de çıkması beklenen 13. Ken Parker kitabının resmi ve gayrıresmi satış fiyatı sıfır TL., resmi ve gayrıresmi satış rakamı da yine sıfırdır. Çünkü bu 13. kitap Parantez Yayınları tarafından basılmayacak ve satılmayacaktır. “Fahiş” çizgi roman fiyatlarının düşürülmesi yolundaki gelenekleşmiş ve ısrarcı taleplerin piyasaya yansıyan sonuçları, tüm okurların yorumuna açıktır.
Türkiye’deki regüler bir edisyon, İtalya’daki özel bir edisyonun fiyat ve dağıtım anlayışı doğrultusunda yayınlanmak zorundadır ki kendi yağında kavrulabilsin.
|
| Bir dizinin yayın hayatı sürdükçe, herkesin bir şekilde satın almak ya da okumak şansı da devam eder |
Fiyatlar konusunda dile getirilen ve yayıncılar üzerinde baskı yaratan talepler, 60 milyon içinden hasbelkader çıkmış birkaç bin okurdaki temel motivasyonun da çizgi romanları ucuza almak yolunda olduğu gibi üzücü bir tablo çiziyor. Eğer durum gerçekten böyle ise, çok açıkça belirtmek gerekir ki zayıf bir çizgi roman yayıncılığının kör topal yürümesi bile tesadüflere kalmıştır. Temiz çalışan yayıncılar açısından mesele, az kâr etmek ya da çok kâr etmek meselesi değildir. Çizgi roman yayınlamayı göze almak ya da almamak meselesidir.
Hal böyle iken, çizgi romanlara adanmış ortamlarda çizimlerden, senaryolardan ve edisyonlardan daha yoğun olarak fiyatların gündemde olması şaşırtıcı olduğu kadar üzücüdür de. Ken Parker örneği üzerinden konuşacak olursak, bir edisyona verilen para, kağıda ve mürekkebe verilmiyor bizce. Berardi’nin edebi birikiminin oluşması ve yazarlık yeteneğinin gelişmesi gibi çok uzun süreçler sonucu ortaya koyduğu senaryoya, Milazzo’nun ve diğer saygın sanatçıların kurgusuna ve çizgisel lezzetine değer biçilmektedir aslında. Kağıt ve mürekkep, bunların taşıyıcısı olmaktan öte anlam taşımaz. Edisyonun kaliteli olmasındaki amaç, eserin hedeflediği görsel etkiyi zedelenmeksizin okura aktarmaktır. Ken Parker’ı okuyup seven kitlenin, bu yayının fiyatına değil, varlığına ve kalitesine ilişkin kaygılar taşıdığı düşüncesindeyiz.
Aynı hacim ve formattaki romanlara göre zaten ucuz olan çizgi romanların çok daha ucuz olmaları gerektiği gibi bir beklenti var maalesef. Yıllardır süregelen kalitesiz ve telifsiz baskılarla günümüze kadar taşınan haksız rekabetten doğan bu düşünce kimi okurların sağlıklı mukayese yapmasına engel olmaktadır. Minumum %51 oranında görsel olan çizgi romanın daha iyi şartlarda basılma ihtiyacı ve bir romanda farkına bile varamayacağımız, ama çizgi romanın tüm sanatsal etkisini yok edebilecek detaylar bu beklentiyle göz ardı ediliyor. Bir başka deyişle, Tolstoy’un ya da Hemingway’in bir kitabını yerdeki çamurlu su birikintisine düşürebilir, üzerine çıkıp ezebilir ya da kızdığınız sevgilinize fırlatabilirsiniz. Sayfalarını kaybetmediğiniz ve içindeki metni okuyabildiğiniz sürece ne derece hasarlı olursa olsun, eser etkisini hiçbir şekilde kaybetmeyecektir. Çünkü romandaki imgelem, salt yazına dayalıdır. Peki bu söylediklerimiz bir çizgi roman için geçerli olabilir mi..?
Çizgi romanlarla ilgili tartışmalara sahne olan gerçek ve sanal ortamlarda fiyatların bu denli ağırlıklı olarak gündemde tutulmasına anlam veremiyor; kısmen takip edebildiğimiz fiyat odaklı argümanların nasıl başlayıp bu denli hayati bir unsur gibi ön plana çıktığını da bilmiyoruz. Bildiğimiz, mantıklı veya mantıkdışı, herhangi bir kuruluşun lehine veya aleyhine, sert ya da yumuşak, bilinçli ya da bilinçsiz olarak bu konuda türetilen her türlü argümanın, ekonomik depremlere ek olarak moral bozucu artçı sarsıntılar yarattığı, dolayısıyla, yayınlarda rolü bulunanlar açısından yıpratıcı olduklarıdır.
Bu metin dahilinde ortaya koyduğumuz anlayış, gelecekte sorumluluğunu taşıyabileceğimiz/paylaşabileceğimiz her türlü yayına ve bunların fiyatlarına yönelebilecek eleştirilere şimdiden verilmiş gerekçeli bir cevap olarak algılanabilir.
Ken Parker’ı seven ve sevebilecek herkesin yayınları satın alabilmesi, elbette ki bizim de isteğimizdir. Çizgi roman yayınlarıyla ilgili herkesin aynı şeyi yürekten arzuladığını da biliyoruz. Fakat, çok açıkça belirtmekte yarar var ki, maddi olanaksızlık sebebiyle bir yayını alamamak, kişinin bireysel sorunudur. Yayınevlerine bu doğrultuda talepler götürerek çözülebilecek bir şey değildir. Mümkün olan en düşük fiyatlar konularak, sürümün (yine mümkün mertebede) yüksek tutulması anlayışı zaten Türkiye’de hakimdir. Sonuçlardan hareketle süreçler ve hedefler konusunda varılacak tahminler yanlış olabilir. Bir yayıncıdan fiyat düşürmesini talep etmek, zarar etmesini istemek anlamına gelebileceği gibi, zaten ticari iştahın söz konusu olmadığı kimi durumlarda, ilgililerin daha çok zarar etmesini istemek anlamına gelebilir. Bu da, çok yüksek bir sübvansiyon gerektirir. Bunu kabul edecek kadar varlıklı insanların çizgi roman yayıncılığı yapması tamamen tesadüfi olacağı gibi, mevcut sorunlara uzun vadeli çözümler getirecek yayın mühendisliğinin oluşması ve kanıksanması sürecine de katkıda bulunmayacaktır.
Şunu çok iyi biliyoruz ki, beklenmedik bir kaynak bulması halinde Sayın Metin Celâl de (tıpkı bizim yapacağımız gibi) bunu Ken Parker için kullanırdı. Yayında görev alanlardan mütemadiyen zarar etmelerini istemek okuyucunun hakkı olarak görülüyor ise dahi, bu hakkı kullanmakta ısrarcı olunmamasını rica ediyoruz. Yeni formüller üretmek yerine tüm birikimimizi harcayarak yayını kalıplaşmış beklentiler doğrultusunda ve sübvanse ederek sürdürsek bile, bir süre sonra aynı noktaya (bu kez tükenmiş heveslerle) gelinecektir. Olur da bir gün Türkiye’de telifli çizgi roman yayınlamak düpedüz kâr getirebilecek birşeye dönüşürse, buradan elde edilecek miktarı geçmiş zararların telafisine değil, yeni yayın girişimlerine harcarız.
Okurların tepkisi üzerine, ölen çizgi roman karakterlerinin diriltilmesi, sevilen yazar veya çizerlerle anlaşma tazelenmesi gibi yayıncı-okur etkileşimi örneklerine dünyanın her tarafında rastlanıyor. Fakat okur kitlesinin baskısıyla fiyat değiştirmek gibi bir uygulamanın beklenmesi, ortak olan çizgi roman sevgisinin böyle bir noktada kilitlenmesi, Türkiye koşullarında hiçbir olumlu sonuç doğuramaz. Rasyonel olarak bakıldığında, bu tür bir beklentiyle okur tarafından harcanacak zaman ve çabanın da astarı yüzünden pahalıya gelir: Piyasa koşullarıyla şekillenen unsurların üzerine gidilmesi, internet ortamındaki tartışmalarda (bir yandan telefon hattı para yazarken) fiyat kıyaslamalarının sıcak tutulması, ne yayıncının, ne de okur çoğunluğunun arzu etmeyeceği, itici ve gereksiz bir ajanda oluşturur. Zaten çok az sayıda yayının bulunduğu bir ortamda, “pahalı” ve “ucuz” olanlar arasındaki farkın tüm yayınları satın alanlar için bile böylesine büyük bir mesele olmaması gerektiği inancındayız.
Tekrar belirtelim ki, telifli ve temiz çalışan çizgi roman yayıncıları açısından sorun, çok kâr etmek ya da az kâr etmek ikileminin lüksünden uzaktır. Olmak ya da olmamak sorunudur bu. Profesyonel anlayıştaki yayınlarda elini taşın altına koyanlara fiyat düşürmeleri yolunda yapılacak öneriler, deprem bölgesindeki bir binanın kolonlarının kesilmesini önermekle aynı mantığa sahiptir. İyi niyetli de olsalar, yukarıda uzun uzadıya açıklanan koşullar yüzünden olanak dışı kabul edilmek durumundadırlar.
Bir dizinin yayın hayatı sürdükçe, herkesin bir şekilde satın almak ya da okumak şansı da devam eder. Fakat yayının kesilmesi, ekonomik durumu şimdiden uygun olan okurları da, gelecekte uygun olabilecek okurları da, kitaplardan bütünüyle mahrum bırakır.
Büyük maddi sıkıntılar yaşayan insanların da yüksek kalitede çizgi roman yayınlarından faydalanması mümkündür. Bugün Belçika ve Fransa başta olmak üzere çok sayıda Avrupa ülkesinde çizgi roman okuma salonları bulunan kütüphaneler var. Gayet pratik sivil inisiyatifler kullanılarak, devlete, vakıflara veya özel kuruluşlara ait kütüphanelere verilecek bireysel dilekçeler vasıtasıyla çizgi roman albümlerinin kütüphane yönetimleri tarafından düzenli olarak satın alınması istenebilir. Kamu hizmeti veren kütüphanelerin Türkçe çizgi roman edisyonları satın almaları, kaygan zeminde bir sığınak oluşmasıdır, bir kazanımdır. Buna yönelik girişimlerde bulunmak için de, yine astarı yüzünden pahalıya gelecek süreç ve organizasyonlara gerek yoktur. Tersine, her bir okurun farklı gerekçeler ve kendine ait metinlerle farklı zamanlarda yapacağı bireysel başvuruların sıklığı, yetkilileri durumu kavramaya (ya da talepler karşısında yılgınlığa) iterek, çizgi romanlara kütüphanelerde yer açabilir. Yayıncıyı fiyatla ilgili olarak baskı altına almaktansa, kütüphane yetkililerini çizgi roman satın alımlarıyla ilgili baskı altında tutmak yeğdir.
Bu türden ısrarlar, maddi sorunları bulunan okuru da kucaklamak bir yana, yayın planlarında küçük bir artıya dönüşerek, hassas dengelerde duran çizgi romanların hayatlarını devam ettirmelerine vesile olabilir. Tabii ki bunun için, sunduğu eserin değerini okuruna gösterebilecek nitelikte edisyonların Türkçe ve telifli olarak yayınlanması ilk şarttır. Grafik sanatlar alanında eğitim veren kurumların kütüphanelerinde bile Ivo Milazzo’nun yeri yoksa, bunda okur aktivitesindeki yanlış yönlenmenin de payı olduğunu kabul etmek gerek.
Benzer sivil inisiyatif başka alanlarda da olumlu sonuç verebilir: Migros’larda bir dönem çizgi roman satılırken, bazı aklıevvel velilerin “çocuklarımızın bunları okumasının istemiyoruz” şeklinde serzenişleri sonucu yetkililer bu market zincirine yeni yayınların dağıtımını engellemiş. Çizgi romanı sevmeyenler, tepkileriyle böyle bir sonuç alabilmiş yani. Hem de, anlık ve bireysel çıkışlarla. Aynı medeni cesareti çizgi roman okurlarının sergilemesine bir engel yoktur. Alışverişlerinde Migros’ları tercih etmek için bu noktaların dağıtımda aktif hale gelmesini istediklerini market müdürlerine iletecek bireyler, aksi görüşü savunanlardan daha bile etkili olabilir. Çizgi romanlara karşı olanlar tek başlarına ne kadar etkiliyse, çizgi romanı sevenler de o kadar etkilidir elbette.
Yukarıdaki örnekleri vermekteki amacımız, çizgi roman dostlarının daha dinamik, bireysel ve yaratıcı girişimlerle bu piyasayı şekillendirmekte olumlu rol oynayabileceklerini göstermektir.
Gelecekteki Ken Parker yayınlarıyla ilgili soruların Parantez edisyonlarında yer alan mail adreslerimize doğrudan iletilmesi, iletişim konusunda problem yaşanmasına engel olacaktır.
Çizgi romanlarları eksen alarak yapılacak her türlü kültürel faaliyetin yaşaması için, herşeyden önce bizzat çizgi roman yayınlarının varolmaları gerekiyor. Hedef daha çok çizgi romanın yayınlanması ve daha sorunsuz biçimde ayakta kalması ise (ki öyle olmalıdır), çizgi romanlarla ilgili olarak sarfedilecek çabalar da temelde bu hedefe dönük tutulmalı; yayıncılar, editörler ve okurlar, aynı saflarda yer aldıklarını unutmaksızın hareket etmelidir bizce.
Sona eren Parantez serisinden eksikleri bulunanlar, bunları Komikçi Dükkanı’ndan temin edebilir.
Yeni yayınlarında buluşmak dileğiyle...
Murat Mıhçıoğlu & Hakan Şaşmaz
|
|
|